Yazar: Esin Hamamcı
Yazı Başlığı: ‘Zor kitaplar için’
Yayınlandığı Mecra: https://gazeteoksijen.com/o2/zor-kitaplar-icin-yeni-bir-yayinevi-studio-yayinlari-255490
Tarih: 31.10.2025
--------
‘Zor kitaplar için’ yeni bir yayınevi: Studio Yayınları
Sanat ve kitap eleştirmeni Hasan Bülent Kahraman, “zor kitaplar için” mottosuyla kurduğu Studio Yayınları’yla edebiyat, eleştiri ve sanata yeni bir soluk getiriyor. İlk kitaplar arasında Selim İleri’nin Kahraman’a mektupları, Julia Kristeva’nın Dostoyevski incelemesi ve İlhan Berk’in yeniden basılan antolojisi öne çıkıyor.
Ömrünü kitaplara adayan, sanat ve kitap eleştirmeni Hasan Bülent Kahraman, Studio Yayınları’yla Türkiye’deki yayın hayatına yepyeni bir soluk getiriyor. ‘Özgül bir yayınevi’ olarak tanımladığı yayınevinin bir uzantısının da yurt dışında olacağının müjdesini veriyor. Edebiyat, eleştiri ve sanat alanlarında yayımlanacak kitaplarla literatüre çeşitlilik kazandıracak yayınevinin mottosu ise “zor kitaplar için”.

Studio Yayınları’nı kurma motivasyonu nasıl oluştu?
Ömrümün 60 yılını kitaplara verdim. Onun 50 yılında daima yazın, kitap ve düşünce dünyasının içinde oldum. Akademik hayatım malum. Fakat bunlar bir yana kitabın nesne olarak anlamı benim için daima çok önemli oldu. Evlerimi, üniversitedeki odalarımı dolduran 10 binlerce kitabın içinde özel baskılı olanlar ayrı bir yer tutar. Bunlar beni kitap yayımlamak konusunda daima bir eşikte tuttu. Yine de son dönemde kitaptan, kim ne derse desin, bir uzaklaşma olduğunu görüyorum. İnsanlar elektronik mecralarda okuduklarını sanıyor ama hayır, artık bırakın kitap okumayı herhangi bir şey de okumuyorlar. Tam da bu ortamda yayımlamak istediğim kitaplarla kimsenin ilgilenmediğini görünce vaktin geldiğini düşündüm. Mottomuz her şeyi anlatıyor: ‘Zor kitaplar için.’ Üç alanda kitap yayınlayacağız: Edebiyat, sanat, düşünce. ‘Koyu edebiyat’ diyoruz. ‘Türkiye’yi düşünen kitaplar’ diyoruz. ‘Öteki kitaplar için’ diyoruz. Ben ayrıca bunca açılıma rağmen Türkiye’deki yayınevlerinin yazarlara zihnimdeki önemi ve değeri verdikleri kanısında değilim. Bu yayınevi bizimle aynı görüşleri paylaşan yazarlarımız için kelimenin tam anlamıyla bir yenilik olacak. Bir de özel kitaplar sunacağız. Onlar daha çok sanatsal çalışmalar olacak. Biraz da nesne-kitap niteliklerini taşıyacaklar. Kısacası biz kesinlikle bağımsız bir yayıneviyiz. ‘Butik’ sözcüğünü sevmiyorum, onun yerine ‘özgül’ bir yayıneviyiz demeliyim. Büyük olasılıkla yayınevinin bir uzantısını da yurt dışında açacağız. Ne yapalım, dünya büyük...

Bu zamana kadar yayımlanan kitaplardan söz eder misiniz?
Selim İleri’nin bana 1977-1984 yılları arasında yazdığı mektupları derledim ve yayımladık. Kitap adını, çok sevgili Selim’in bana neredeyse günde birkaç tane yazdığı hemen her mektubu bitirirken kurduğu bir cümleden alıyor: Hemen Yaz Bana... Sonra, büyük psikanalist ve semiyolog, 20. yüzyılın en önemli düşünce insanlarından muhteşem Julia Kristeva’nın Dostoyevski’nin psikanalizini yaptığı Dostoyevski’yi yayınladık. Bambaşka, bilinmedik ama çok önemli bir Dostoyevski var karşımızda. Bu kitabı okumamak bir eksikliktir. Nihayet çok sevdiğimiz bir kitap, İlhan Berk’in ilk baskısı 1960 yılında yapılmış, bir daha yayımlanmamış Aşk Elçisi adlı antolojisi. Çok etkileyici bir kitap. Çünkü aynı zamanda gelmiş geçmiş en büyük şairlerimizden birinin kendi şiir kaynaklarına dönük gizleri barındırıyor, hem Berk’in Türk şiiri hakkındaki görüşlerini dışa vuruyor hem de muhteşem şiir birikimimizden bir derleme. Şimdi Berk’in Beyit Mısra Antolojisi’ni yayımlayacağız. Şunu da belirteyim. Biz sonunda akademik bir yayıneviyiz. Buradaki akademi kavramını iyi belirlemek gerekir. Bir yayınevinin, o arada Studio Yayınları’nın popüler kitaplar yayımlamasını bir zorunluluk hatta bir görev olarak görüyorum. Ama popüler kitaplar da ciddiyet skalasında ayrışır. Akademik yayınevi zor kitaplar yayımlayan ve yayımladığı kitapları başka yayınevlerinin beğenmediği, cesaret edemediği, analitik boyutu olan, onu da editörlük sürecinde gösteren yayınevleridir. En önemli özelliğimiz bu olacaktır.

“Her kitabı ‘küratoryal kitap’ olarak düşünüyorum”
Sırada okurları bekleyen hangi çalışmalar var?
Ben yayınevinin yayımladığı her kitabı ‘küratoryal kitap’ olarak düşünüyorum. Hemen Uğur Tanyeli’nin çok etkileyici yazı ve düşüncelerinden oluşan Piramiti Tersine Çevirmek geliyor. Badiou’nun Kötülük Kuramı, Aşk Kuramı adlı çalışmasını çıkaracağız. Badiou’nün adı bile heyecanlandırıyor bizi. Thierry de Duve’un Sanat Adına baskıya giriyor. Klossowski’nin Roberte ce Soir’ını ve Le Dame Romane’ını yayımlayacağımız için övünüyoruz. Devlet ve iktidar konusunda bir başyapıt olan Richard Lachmann’ın Devletler ve Güç’ü hemen sırada. Kristeva’nın bu defa Yolculuğum: Anılar kitabı da geliyor. Müthiş bir özyaşamöyküsü. James Joyce’un Giacomo Joyce’unu yepyeni bir edisyonla sunacağız. Benim, Tanpınar üstüne yazdığım kitap var. Fakat şimdilik bütün bu çabanın doruk noktası, Foucault’nun gerçekleştirdiği radyo çalışmalarının üç cilt halinde yayımlanması. Kitap Fransa’da bile birkaç ay önce yayımlandı. Ve daha neler neler... Son: Yukarıda biz akademik ciddiyetle yayın yapacağız dedim. ‘Bütün Eserleri’ bizim için bu bakımdan çok önemli bir kategoridir ve Türk edebiyatı yazarları bakımından o alana çok önemli katkılar getireceğiz.
Aşk Elçisi - Başlangıçtan Günümüze Kadar (Antoloji) / İlhan Berk / Studio Yayınları / 248 Sayfa
Dostoyevski / Julia Kristeva / Çeviren: Selim Karlıtekin / Studio Yayınları / 96 Sayfa
Hemen Yaz Bana: Selim İleri’den Hasan Bülent Kahraman’a Mektuplar 1977-1984 / Studio Yayınları / 320 Sayfa